İmandan İhsana Tasavvuf

 

 

 



 

TEBERRÜK

..:: 4 ::.. 

    Halk, ölülerini taşımak üzere onu, bizden isterler ve onunla teberrük ederlerdi.
   Hazret-i Ebû Bekir ve Hazret-i Ömer'in cenâzesi de onun üzerinde taşınmıştı." (Belâzürî, Ensâbu'l-Eşrâf, I, 525)

   Buna benzer diğer bir hâdise de şöyledir:
   Sahâbenin en çok hadîs rivâyet edeni olan Ebû Hureyre -radıyallâhu anh-, dâimâ Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'in yanında bulunur, O'nun her hâl ve hareketini tâkib ederdi. Ebû Hureyre -radıyallâhu anh-, birgün Fahr-i Kâinât -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz'e:
   "- Yâ Rasûlallâh! Sizden pek çok hadîs işitiyorum fakat onların birçoğunu hâfızamda tutamıyorum." diye dert yandı.
   Bunun üzerine Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Ebû Hureyre'ye:
   "- Örtünü yere ser!" buyurdu. O da serdi.
   Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, ona duâ etti ve mübârek elleriyle bir şey avuçlayıp ridânın içine atıyor gibi yaptı. Ardından:
   "- Ridânı topla." buyurdu.
   Ebû Hureyre -radıyallâhu anh-, bu emri yerine getirince Allâh Teâlâ ona öyle kuvvetli bir hâfıza ihsân etti ki işittiği hiçbir şeyi unutmaz oldu. (Tirmizî, Menâkıb, 46)

   Firâs adlı bir sahâbî vardı. O da Peygamber Efendimiz'e âit bir eşyâya sâhip olmak istiyordu. Birgün Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'in yanına geldiğinde, önündeki bir tabaktan yemek yediğini gördü ve tabağı kendisine hediye etmesini ricâ etti. Kimsenin isteğini geri çevirmeyen Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de tabağı ona hediye etti.
   Hazret-i Ömer -radıyallâhu anh-, zaman zaman Firâs'ın evine gider:
   "- Hele şu mübârek tabağı bir getir." derdi. Habîbullâh Efendimiz'in mübârek ellerinin değdiği bu tabağı zemzemle doldurup kana kana içer; artan suları yüzüne gözüne serperdi. (İbn-i Hacer, el-İsâbe, III, 202)

   Ebû Cuhayfe -radıyallâhu anh- anlatıyor:
   Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- öğle sıcağında Bathâ'ya çıktı. Abdest aldı, öğle ve ikindi namazını ikişer rek'at olarak kıldı. Önünde kısa bir mızrak vardı... O arada baktım insanlar kalkmışlar, Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'in mübârek ellerini tutuyorlar ve yüzlerine sürüyorlardı. Ben de bir elini tuttum ve o mübârek elini yüzüme sürdüm. Bir de ne göreyim, mübârek eli kardan daha soğuk ve miskten daha güzel kokulu idi. (Buhârî, Menâkıb, 23)

   Enes bin Mâlik -radıyallâhu anh-, Fahr-i Kâinât -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'in haccını anlatırken ashâb-ı kirâmın Rasûlullâh Efendimiz'in saçları ile teberrük için nasıl birbirleriyle yarıştıklarını şöyle bildiriyor:
   Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şeytan taşlamayı tamamladıktan sonra kurbanını kesti ve tıraş oldu. Berber sağ taraftaki saçları tuttu ve tıraş etti. Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, Ebû Talhâ'yı çağırdı ve bu saçları ona verdi. Sonra berber sol taraftaki saçları tuttu. Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, "kes" dedi, o da kesti. Bunları da Ebû Talhâ'ya verdi ve:
   "- Bunları insanlar arasında taksim et." buyurdular. (Müslim, Hacc, 326)
   Enes -radıyallâhu anh- anlatıyor: Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz'i gördüm, berberi onu tıraş ediyordu. Ashâbı da âdetâ onun etrafında pervâne olmuşlardı. Bir tek saç telinin dahî yere düşmemesini, muhakkak birisinin eline düşmesini istiyorlardı. (Müslim, Fezâil, 75)
   Nitekim sahâbe-i kirâm, Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'in hem eşyâları hem de saç ve sakalının mübârek telleriyle teberrük hâli yaşarlardı. Savaşlarda bile bu teberrük heyecânını taşımışlardır. Bunun güzel misâllerinden biri de Hâlid bin Velid -radıyallâhu anh-'ın, Hazret-i Peygamber'in saçlarından birkaç mübârek teli sarığında saklamasıdır. Rivâyet olduğuna göre Hâlid -radıyallâhu anh-, Yermük savaşında bu sarığı kaybetmişti. Askerlerine sarığın bulunmasını emretti. Fakat aramalarına rağmen bulamadılar. Hazret-i Hâlid, tekrar aramalarını emretti. Sonunda sarığı buldular. Baktılar ki gâyet eski bir sarık imiş. Sahâbî, bu eski sarık için Halid -radıyallâhu anh-'ın bu kadar ısrarına hayret etti. Bunun üzerine Hâlid -radıyallâhu anh-, şunları söyledi:

 

<<< Önceki Sayfa | Ana Menü | Sonraki Sayfa >>>

 

Ana Sayfa | Tasavvufun Mahiyeti | Tasavvufî Terbiye | Marifetullah ve İlahi Mevhibeler
Tasavvufî Bazı Meseleler | Hak Dostlarından Nasihatler | Tasavvufî kıssalar ve ibretler
E-mail: info@imandanihsanatasavvuf.com
Bu sitede yayınlanan yazılar, Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendinin kitap ve makalelerinden derlenmiştir.
© 2004-2007 - Her hakkı mahfuzdur.