TEBERRÜK
..:: 1 ::..
Teberrük, esâsen bereket istemek anlamındadır. Bir şey vâsıtasıyla bereket ve feyze nâil olmayı ifâde eder.
Gıdâ Bakıyyesi ile Teberrük
Evliyâullâh'ın tegaddî eylediği (gıdalandığı) yiyeceklerin bakıyyesini yiyip içmek, rûhta tasarruf için başvurulagelen vâsıtalardan biridir. Bazılarının sandığı gibi bu keyfiyet de, mesnedsiz ve bid'at kabîlinden değildir. Zîrâ bunun Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'in hayâtında birçok kereler gerçekleştiğine dâir hadis ve siyer kitaplarında çeşitli misâller yer almış bulunmaktadır.
Muhtelif zaman ve mekanlarda ve hâssaten Tebük Seferi'nde sahâbî, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'in gıdâlarının mübârek bakıyyeleri ile bereket bulmuştur.
Tebük'te susuzluk hâli vâkî olunca, Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, parmaklarından az bir şey su akıttırmış, sonra baş parmağından pınar misâli sular akmış; kırbalar suyla dolmuş, teberrüken ondan içilmiş ve ordunun su ikmâli onunla yapılmıştır. Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'in parmağından akan bu su, şüphesiz zemzemden de şifâlı ve efdaldir. Çünkü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in nûrlu ellerinden ve mübârek cism-i şerîfinden akmıştır.
Bazı hadîs-i şerîflerin beyânı vechile, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir sütü içtiği zaman içtiği kaptaki bakıyyesinden diğer sahâbîlere de ikrâm ederler, hem içene feyz aktarması olur, hem de sütte bir bereketlenme meydana gelir ve hiç eksilmezdi.
Sehl bin Sa'd -radıyallâhu anh- şöyle rivâyet etmektedir:
Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz'e bir içecek getirilmişti. Ondan bir miktar içtiler. Bu esnâda sağ tarafında bir çocuk, sol tarafında ise ashâbın büyüklerinden yaşlı kimseler oturuyorlardı. Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- sağındaki çocuğa kâbına erilmez bir incelik ve nezâketle:
"- Müsâade eder misin, bu içeceği evvelâ şu büyüklerine vereyim?" buyurdular.
O akıllı çocuk da herkesi şaşırtan ve âleme ibret olmaya sezâ şu büyük cevâbı verdi:
"- Yâ Rasûlallâh! Senden bana ikrâm olunan nasîbimi hiç kimseye vermem!"
Bunun üzerine Sevgili Peygamberimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- mübârek ellerindeki içeceği o çocuğa verdiler. (Buhârî, Eşribe, 19)
Esmâ binti Ebî Bekr şöyle anlatıyor:
Ben, Abdullâh bin Zübeyr'e hâmile iken Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'in yanına hicret etmiştim. Medine'ye vardım ve Kubâ'da konakladım. Orada Abdullâh doğdu. Sonra Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz'e geldim. Onu kucağına aldı ve bir hurma istedi. Hurmayı ağzında biraz çiğnedikten sonra bir parçasını Abdullâh'ın ağzına koydu. Abdullâh'ın midesine inen ilk lokma bu oldu. Ona duâ etti ve Allâh'tan bereket taleb etti.1
Ebû Eyyûb el-Ensârî, Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'i misâfir ettiği günlerde yemek pişirir ve -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz'e gönderirdi. Yemeğin kalan kısmı geri geldiğinde, Âlemlerin Efendisi'nin parmaklarının dokunduğu yerleri sorar ve araştırırdı. (Müslim, Eşribe, 170-171)
Hazret-i Câbir -radıyallâhu anh- da, Hendek savaşı öncesinde büyük hendeklerin kazıldığı o zor zamanlardaki bir hatırasını şöyle nakleder:
___________________
1. Bkz. Buhârî, Akîka, 1.
Ana Menü | Sonraki Sayfa >>>