MÂRİFETULLAH VE ÂRİFLERDEKİ TECELLİLER
..:: 3 ::..
Bu cevaptan titredim. Bir fânîye olan mecâzî muhabbet, bu gibi derinlik, incelik, zerâfet ve davranış güzelliği sergiler ise, kimbilir, "zâtî muhabbet"e nâil olanlar, mârifetullâhın ne ulvî tecellîlerine mâkes olurlar.
Kalbin bu safhalarını îzâh sadedinde Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Selçuklu Medresesinde zâhirî ilimlerin zirvesinde "dersiâm" iken, içinde bulunduğu hâlini "hamdım"; mârifetullâh tecellîlerine nâil olup kâinattaki sırlar kendine ayân olmaya başladığındaki hâlini de "piştim"; zâtî muhabbette fânî oluş hâlini ise "yandım" diye ifâde etmiştir.
Mârifetullâha erişebilmek ancak Zât-ı Ulûhiyyet'e mutmain bir îmân ve ilâhî tecellîlere, beşer idrâkine sığabilecek ölçüde bir vukûfiyet kesbetmekle mümkündür.
Allâh'ım! Bizlere lutfettiğin emânetlerin hakkını liyâkatle edâ edebilmeyi nasîb eyle! Bizleri, âhirette rahmetinin âzamîsine nâil edecek derecede amel-i sâlih sâhibi eyle! Kalblerimizi muhabbetullâhın ihtişâmlı tecellîlerine mâkes eyle! Kullarına muhabbet ve merhametinin tecellîsi olarak ihsân ettiğin "ahsen-i takvîm" sırrına erdirerek gönüllerimizi rahmet şebnemleriyle ihyâ ve âbâd eyle!
Âmîn!..
<<< Önceki Sayfa | Ana Menü