HİDÂYET VE RAHMET ÜSLÛBU
..:: 4::..
"Rahmet denizleri coşunca, taşlar bile âb-ı hayat içer. Yüz yıllık ölü mezarından çıkar, şeytan ruhlu kara sîmâlar, hûrilerin bile kıskanacakları güzel bir melek olur."
Nakledildiğine göre İbrahim bin Edhem Hazretleri, bir sarhoşun pis kokulu ve bulaşık ağzını yıkamış, bunu niçin yaptığını soranlara da:
"- Eğer yüce Allâh'ın adını zikretmek için yaratılan dil ve ağzı, bulaşık olarak bırakırsam, hürmetsizlik olur..." demişti.
Adam ayıldığında ona:
"- Horasan zâhidi İbrahim bin Edhem ağzını yıkadı..." dediler.
Bu durumdan mahcup olan sarhoşun gönlü de uyandı ve:
"Öyleyse ben de tevbe ettim..." dedi.
Böyle bir hâle vesîle olan İbrahim bin Edhem Hazretleri'ne rüyâsında Hak katından şöyle buyuruldu:
"- Sen bizim için onun ağzını yıkadın! Biz de senin için onun kalbini yıkadık!.."

Cenâb-ı Hak, Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'e ve onun şahsında bütün ümmete Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyurur:
"Sen (dâimâ) af yolunu tut, iyiliği emret..." (el-A'raf, 199)
Bu emri tatbik hususunda hiç şüphesiz ki Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, bizler için en güzel ve mükemmel bir örnektir. O'nun serdettiği güzel ahlâk, merhamet ve af tezahürleri âdeta melekleri dahî imrendirecek, erişilmez bir yüceliktedir. İşte bunlardan bir tanesi:
Mekke'nin fethi günü Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, umûmî bir af ve emân ilân etmişti. Yıllardır zulüm ve düşmanlıktan başka bir şeye şahid olmayan Mekke, o gün sergilenen büyük bir af bayramıyla tarifsiz bir muhabbet ve merhamet tecellîleri yaşıyordu. Ancak Mekkelilerden Fudâle isimli bir şahıs, bu güzelliğe gölge düşürmek istercesine Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'i öldürmek kastıyla mübârek yanlarına sokuldu. Onu ve niyetini farkeden Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, hiçbir telâş ve kızgınlık göstermeyip yine şefkat ve rahmet kanatlarını açarak Fudâle'ye sükûnetle:
"- Sen Fudâle misin?" diye sordu.
Fudâle:
"- Evet!" dedi.
Ardından O Rahmeten li'l-Âlemîn:
"- Ey Fudâle! Zihninde kurduğun şeyden tevbe ve istiğfar et!" buyurdu ve mübârek ellerini Fudâle'nin göğsüne koydu.
Böylece daha o anda zihnindeki öldürme düşüncesi giden Fudâle'nin kalbi îmân nûru ile doldu ve Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, bir anda kendisi için yaratılanların en sevimlisi hâline geldi. 1
Hiç şüphesiz ki bu hâl, "Seni öldürmeye gelen sende dirilsin!" şeklinde ifâde edilen çok üstün bir davranış ve olgunluktur ki, İslâm tarihi, bunun kâbına varılmaz sayısız misâlleriyle doludur. Nitekim başta Hazret-i Ömer ve daha niceleri hep bu güzel üslûbun kıymetli birer meyveleri olmuşlardır. Hazret-i Mevlânâ buyurur:
"Allâh'ın rahmetinin kemâli ve kerem deryasının dalgalanması neticesinde her çorak yere yağmur yağıyor, her susuz yer suya kavuşuyor!"
_________________________
1.İbn-i Hişâm, es-Sîre, IV, 46; İbn-i Kesîr, es-Sîre, III, 583.
<<< Önceki Sayfa | Ana Menü | Sonraki Sayfa >>>