İmandan İhsana Tasavvuf

 

 

 



KALBİN TASFİYESİ

<Helal Gıda >   <İstiğfar ve Duâ>   <Kur'ân Okumak ve Ahkâmına Tâbî Olmak>   

<İbadetleri Huşû ile Edâ Etmek>  <Geceleri İhyâ Etmek>  <Zikrullah ve Murâkabe>  <Tefekkür-i Mevt>

  <Rasûlullâh'a Muhabbet>   <Sâlih ve Sâdıklarla Berâber Olmak>   <Güzel Ahlâk Sahibi Olmak>

  Zikrullâh ve Murâkabe  

..:: 2 ::.. 

   Bu tehdîdden sâlim olabilmek için, devamlı zikir hâlinde bulunmanın lüzûmu, Cenâb-ı Hak tarafından şu şekilde beyân buyurulmuştur:
   "Rabbini, kendi içinde (kalbinde), yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle, gece-gündüz zikret! Gâfillerden olma!" (el-A'râf, 205)
   Yine âyet-i kerîmelerde zikirden uzaklaşmanın tehlikesini ifâde maksadıyla şöyle buyurulmuştur:
   "Kim Rahmân (olan Allâh)'ı zikretmekten gâfil olursa, yanından ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz.
   Şüphesiz bu şeytanlar, onları doğru yoldan alıkoyarlar da onlar, kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.
   Şeytana dost olan o kimse, sonunda bize (huzûrumuza hesab vermeye) gelince, arkadaşına: "-Keşke, benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı! Meğer sen, ne kötü bir arkadaşmışsın!.." der." (ez-Zuhruf, 36-38)
   "Kim benim zikrimden yüz çevirirse, şüphesiz onun hakkı dar bir geçimdir ve biz onu kıyamet gününde kör olarak haşrederiz. (O zaman) O:
   "- Rabbim beni niçin kör olarak haşrettin? Hâlbuki ben daha önce gören bir kimseydim." der.
   Allâh Teâlâ:
   "- Evet öyleydi. (Hani dünyâda) sana âyetlerimiz gelmişti de sen onları unutmuştun. İşte bugün de sen öylece unutulursun." buyurur." (Tâhâ, 124-126)
   Güzel ahlâk ve hasletler, ancak Cenâb-ı Hak'tan korkan, O'nu çok seven ve çok zikredenlere mahsûstur. Allâh Teâlâ buyurur:
   "Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan her şey O'nu tesbîh eder. O'nu hamd ile tesbîh etmeyen hiçbir şey yoktur… Ne var ki siz, onların tesbîhini anlayamazsınız! O, Halîm'dir, bağışlayıcıdır." (el-İsrâ, 44)

   Fahr-i Kâinât -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz de zikir ve zikir meclislerinin fazîleti hakkında bir kudsî hadîsinde şöyle buyurmuşlardır:
   "Allâh Teâlâ buyuruyor ki:
   Ben kuluma, benim hakkımdaki zannına göre muâmele ederim. O beni zikrettiğinde ben onunla berâberim. O beni, kendi içinde zikrederse, ben de onu zikrederim. O beni bir topluluk içerisinde zikrederse, ben de onu o topluluktan daha hayırlı bir topluluk içerisinde anarım." (Buhârî, Tevhid, 15)
   Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- birgün ashâb-ı kirâma hitâben:
   "- Amellerinizin Allâh katında en temizini, derecelerinizin en yükseğini, altın ve gümüş sadaka vermenizden daha hayırlısını, düşmanlarınızla karşılaşıp boyunlarını vurmanızdan ve onların da sizin boynunuzu vurmasından daha hayırlısını haber vereyim mi?" diye sordu.
   Onlar da:
   "- Haber ver, ey Allâh'ın Rasûlü!" dediler.
   Bunun üzerine Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
   "- Allâh'ı zikretmektir." buyurdu. (Tirmizî, Deavât, 6)



<<< Önceki Sayfa | Ana Menü | Sonraki Sayfa >>>

 

Ana Sayfa | Tasavvufun Mahiyeti | Tasavvufî Terbiye | Marifetullah ve İlahi Mevhibeler
Tasavvufî Bazı Meseleler | Hak Dostlarından Nasihatler | Tasavvufî kıssalar ve ibretler
E-mail: info@imandanihsanatasavvuf.com
Bu sitede yayınlanan yazılar, Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendinin kitap ve makalelerinden derlenmiştir.
© 2004-2007 - Her hakkı mahfuzdur.