
KALBİN TASFİYESİ
<Helal Gıda > <İstiğfar ve Duâ> <Kur'ân Okumak ve Ahkâmına Tâbî Olmak>
<İbadetleri Huşû ile Edâ Etmek> <Geceleri İhyâ Etmek> <Zikrullah ve Murâkabe> <Tefekkür-i Mevt>
<Rasûlullâh'a Muhabbet> <Sâlih ve Sâdıklarla Berâber Olmak> <Güzel Ahlâk Sahibi Olmak>
Kur'ân-ı Kerîm Okumak ve Ahkâmına Tâbî Olmak
..:: 1 ::..
Kalbimizin, Kur'ân'ın rûhâniyetinden feyz alarak hikmet ve sırlarla dolabilmesi, ancak onu okurken sâhib olduğumuz kalbî seviyeye bağlıdır.
Cenâb-ı Hakk'ın lutfettiği ikramların en büyüklerinden biri de, insanı Kur'ân'a muhâtap kılmasıdır.
Rûh ve bedenin gerçek huzûr ve sükûnuna âit mükemmel ölçüler, Kur'ân-ı Kerîm'in feyizli muhtevâsında mevcuddur. İnsanın saâdet ve selâmeti, bu ideal ölçülerden aldığı hisse nisbetinde mümkündür. Kur'ân'ın rûhâniyetine sığınmayıp, ona sırt çevirmek sûretiyle muvâzenesini kaybeden bir kimse, insanlık haysiyetine yazık etmiş, bu nîmete nâiliyet karşısında en dehşetli bir nankörlüğe sürüklenmiş, hevâ ve heves girdaplarında kendisini helâk etmiş demektir.
Kur'ân, kanayan rûhlara, yorgun gönüllere şifâ ve tesellî bahşedici ilâhî hikmetler menbaıdır. Dehşetengiz ve kaçınılmaz "ölüm" gerçeğini, mümin bir kulun Rabbine kavuşmasında bir vuslat vâsıtası olarak, "şeb-i arûs" (düğün gecesi) hükmünde karşılayabilmenin ölçülerini takdîm eden ilâhî bir lutuftur.
Yüce Rabbimiz, ilâhî kelâmını tüm insanlığa şöyle takdim eder:
يَا أَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَاءتْكُم مَّوْعِظَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ
وَشِفَاء لِّمَا فِي الصُّدُورِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ
"Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüllere bir şifa, müminler için bir hidâyet ve rahmet gelmiştir." (Yûnus, 57)
Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- hadîs-i şerîflerinde şöyle buyurmuşlardır:
"Her ziyâfet çeken, ziyâfetine (insanların) gelmesini ister ve bundan memnun olur. Kur'ân da Allâh'ın ziyâfetidir. Ondan uzak durmayınız." (Dârimî, Fezâilü'l-Kur'ân, 1)
"Kur'ân okuyunuz... Çünkü Allâh, içinde Kur'ân bulunan bir kalbe azâb etmez..." (Dârimî, Fezâilü'l-Kur'ân, 1)
"Gerçek Kur'ân ehli, ehlullâhtır ve onlar Allâh'ın has kullarıdır." (Hâkim, Müstedrek, I, 743) (1)
Zikrullâh ve Kur'ân tilâvetinden mahrum kalbler, kasvete dûçâr olur. Nitekim sahâbe-i kirâmdan Ebû Musâ el-Eş'ârî -radıyallâhu anh- kendisini ziyarete gelenlere:
"Kur'ân okumaya devam ediniz! Sakın, uzun müddet Kur'ân okumayı terk etmeyin! Aksi hâlde sizden öncekiler gibi sizin de kalbleriniz katılaşır." (Müslim, Zekât, 119) tavsiyesinde bulunmuştur.
Kur'ân-ı Kerîm'in hayvânât ve melekleri dahî tesiri altına aldığını ifâde eden şu hâdise çok ibretlidir:
Üseyd bin Hudayr -radıyallâhu anh- anlatıyor:
Bir gece Bakara Sûresi'ni okuyordum. Atım da yanıbaşımda bağlı olduğu hâlde duruyordu. Bir ara at şahlanmaya başladı. Okumayı kestim; at sâkinleşti. Tekrar okumaya başladım, at yine şahlandı. Hattâ oğlum Yahyâ'yı atın çiğnemesinden endişe ederek yanıma aldım.
O esnâda semâya baktığımda üzerimde kandillere benzer bir şeyler olduğunu gördüm. Sonra onlar göğe doğru yükselip gözden kayboldu.
Sabahleyin, olup biteni Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'e anlattığımda bana:
"- Oku ey Üseyd, oku!" buyurdu... Ve sonra:
"- Ey Üseyd! O gördüklerinin ne olduğunu biliyor musun?" diye sordu.
"- Hayır." dedim.
Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
"- Onlar, senin Kur'ân tilâvetini dinlemeye gelen meleklerdi. Eğer sen okumaya devâm etseydin, sabaha kadar seni dinleyeceklerdi. O melekler, insanlara gizli kalmayacak, insanlar da onları görebileceklerdi." buyurdular. (Buhârî, Fezâilu'l-Kur'ân, 15)
_____________
1.Kur'ân-ı Kerîm'i sâdece ezberlemekle kalmamış, aynı zamanda onun ahkâmına tâbî olup ahlâkıyla ahlâklanmış olan ehl-i Kur'ân'a Hak Teâlâ Hazretleri birçok ihsânda bulunmuştur. Hattâ bâzı hâfız efendilerin, Cenâb-ı Hakk'ın husûsî bir ikrâmı olarak, vefatlarından sonra cesetlerinin çürümediği bile müşâhede edilmiştir. Nitekim
Allâh dostlarından Mahmud Sâmi Ramazanoğlu -kuddise sirruh-, Adana'da bu vasıflara sâhip bir hâfızın, vefâtından otuz yıl sonra yol açma zarûretiyle kabrinin açıldığına, ancak bu kimsenin cesedinin hiç bozulmamış olduğuna, üstelik kefeninin bile sapasağlam durduğuna bizzat şâhid olduğunu ifâde etmişlerdir.
Ana Menü | Sonraki Sayfa >>>