
KALBİN TASFİYESİ
<Helal Gıda > <İstiğfar ve Duâ> <Kur'ân Okumak ve Ahkâmına Tâbî Olmak>
<İbadetleri Huşû ile Edâ Etmek> <Geceleri İhyâ Etmek> <Zikrullah ve Murâkabe> <Tefekkür-i Mevt>
<Rasûlullâh'a Muhabbet> <Sâlih ve Sâdıklarla Berâber Olmak> <Güzel Ahlâk Sahibi Olmak>
Helâl Gıda
..:: 2 ::..
Diğer bir rivâyete göre köle:
"-Bir lokma için bu kadar eziyete değer miydi?" dediğinde Hazret-i Sıddîk:
"-Canımın çıkacağını bilsem bile, yine de o lokmayı çıkarırdım." cevâbını verdi. (Ahmed b. Abdullâh et-Taberî, er-Riyâdu'n-Nadra, II, 140-141)
Hızır -aleyhisselâm-'ın, meşhûr Hak dostlarından Abdülhâlık Gucdevânî -kuddise sirruh-'u ziyâreti esnasında aralarında geçen şu konuşma da pek ibretlidir. Hızır -aleyhisselâm-, Gucdevânî Hazretleri'nin ikrâm ettiği yemekleri yemez ve sofradan kendisini geriye çeker. Abdülhâlık Gucdevânî -kuddise sirruh- hayretle:
"- Bunlar helâl lokmalardır; niçin yemiyorsunuz?" der.
Hızır -aleyhisselâm- ise şu cevâbı verir:
"- Evet, helâl lokmalardır; lâkin pişiren, öfke ve gafletle pişirmiştir."
Görüldüğü üzere yenilen bir yemeğin helâl olup-olmamasının da ötesinde, hangi hâlet-i rûhiye içinde pişirildiğinin dahî, insanın hâl, hareket, muâmelât ve ibâdetlerinin rûhâniyetine tesir ettiği anlaşılmaktadır. Bu durum, gıdâlar karşısında takınılması gereken tavrın ehemmiyet ve nezâketini ortaya koymaktadır.
Sâlih insanların gıdâlar husûsundaki bu hassasiyetleri, onları çarşı-pazardan aldıkları gıdâ maddelerini, evlerine kapalı bir sûrette taşımaya sevketmiştir. Zîrâ alınan bir gıdâ üzerinde "takılı gözler" kalmamalı ve gıdâlardan umulan enerji ve kuvvet, ihtiyâç sahiplerinin iç çekişlerinin, gariblerin ve mahrûmların mahzûn nazarlarının menfî tesirleri bulunmamalıdır.
Mümin, haram ve şüpheli olan şeylerden titizlikle sakınmanın yanında, helâl nîmetleri kullanırken de, tasarruf dengesini iyi muhâfaza etmeli ve israftan kaçınmalıdır. Âyet-i kerîmede:
"Bir de akrabâya, yoksula ve yolcuya hakkını ver! Gereksiz yere de saçıp savurma! Zîrâ böylesine saçıp savuranlar, şeytanların arkadaşlarıdır. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür" (el-İsrâ, 26-27) buyurulmaktadır.
Mesnevî'de helâl lokmanın beden ve rûh üzerindeki tesirini Hazret-i Mevlânâ mecâzî üslûbuyla şöyle ifâde eder:
"Dün gece ilhâm, bize başka türlü tecellî etti. Çünkü mîdeye inen birkaç şüpheli lokma, ilhâmın yolunu tıkadı.
Nefsin arzu ettiği şüpheli gıdâlar, seni Hak yolundan alıkoyan, ayağına batmış dikenler gibidir. Bu yüzden lokmaya dikkat etmeyenler âsîlerden oldular.
Ey beden! Senin içinde öyle güzel bir gül var ki onu korursan, etrâfa yayılan güzel kokulardan, sayısız irfân ve mârifet gülistânı meydana gelir."
Abdülkâdir Geylânî -kuddise sirruh- da lokmanın kalb tasfiyesindeki ehemmiyetine şöyle dikkat çeker:
"Bak evlâdım! Haram yemek kalbi öldürür. Lokma vardır, kalbini nûrlandırır; lokma vardır onu karanlığa boğar. Yine lokma vardır, seni dünyâ ile meşgul eder; lokma vardır ukbâ ile meşgul eder. Lokma vardır, seni her iki dünyânın da zâhidi yapar; lokma vardır, seni dünyâ ve âhiretin Hâlıkı'na yöneltir. Haram yemek, seni dünyâ ile meşgul eder ve masıyetleri sana sevimli gösterir. Mübah yemek, seni âhiretle meşgul eder ve taatleri sana sevdirir. Helâl yemek ise kalbini Mevlâ'ya yaklaştırır. Yiyeceklerin keyfiyeti ve tesiri ancak mârifetullâh ile bilinebilir. Mârifetullâh ise kalbde olur, kitap ve defterde değil. Mârifet-i ilâhiyye, Hâlık'tan kalbe ihsân edilir; mahlûktan değil. Bu ise tevhîd-i ilâhîyi tasdîk ve ilâhî ahkâmla amel ettikten sonra tahakkuk eder."
İbrâhim Desûkî -kuddise sirruh- ise:
"Ey kardeşlerim! Haram yediğiniz sürece, hikmet ve mârifet hakkında bir şeyler elde edeceğinizi zannetmeyin." buyurur.
Yine helâl yemekle ilgili Ubeydullâh Ahrâr -kuddise sirruh- ile Seyyid Kâsım Tebrizî -kuddise sirruh- arasında geçen şu konuşma ne kadar câlib-i dikkattir:
Ubeydullâh Ahrâr Hazretleri anlatıyor:
Birgün Seyyid Kâsım Hazretleri bana dediler ki:
"- Baba! Bilir misin, zamanımızda hikmet ve hakîkat niçin az zâhir oluyor? Çünkü bu devirde bâtın tasfiyesi pek az insanda kalmıştır. Kemâl, bâtın tasfiyesindedir. Bâtın tasfiyesi ise helâl lokma yemekle mümkündür. Bu devirde helâl lokma pek azdır. Bâtını tasfiye görmüş insan ise yok gibi bir şey... Nasıl istersin ki, böylelerinde ilâhî esrar tecellî etsin?"
<<< Önceki Sayfa | Ana Menü